3 Mart 2010 Çarşamba

kusur kadı kıznda da var:)) ararsan bulursun..!!


Kusursuz hayat olmaz, kusur arayan önce kendine dönüp bakmalı!.

Hayatımız, yaşama karşı olan tutumumuzla, kendi bakış açımızla doğru orantılı aslında. Yaşama nasıl baktığımızla ilintilidir, içinde olduğumuz bu dünya...
Dışarısı ne kadar güzel olursa olsun, eğer gözlerimizi şehvet veya nefret bürümüşse, güzelliğin zerresine rastlamayız çoğu kez. Yahut tam tersi mayamızda güzellik varsa, hiçbir koşul bu güzelliği görmemize engel teşkil edemez. Çünkü hayatta olduğumuz her an, öyle bir bütünlük içinde oluruz ki, bakış açımız hiçbir olumsuzluktan yara almaz...
Tıpkı Hayyam'ın dediği gibi;
"Sevenler için güzel çirkin hepsi bir,
Erenler için cennet cehennem hepsi bir,
Kendini veren ha ipekli giymiş ha çul,
Yastığı ha pamuklu ha diken, hepsi bir."
Aslında ruhumuzda ne varsa, öyle bakıyoruz hayata öyle değil mi? Şayet bütünlük ve sevgiyle doluysa benliğimiz, gözlerimiz dünyaya ve yaşadıklarımıza kinle bakmıyor, bakamıyor...
Lübnanlı düşünür Halil Cibran'ın dediği gibi "Gözlerimiz ruhumuzun penceresidir ve ruhumuzda umut varsa, dış dünyaya da umutla bakarız."
Aslında, gerçekten de durum hep böyledir.
Ruhu karanlıklar içinde kalan kişinin, aydınlığı görmesi beklenemez. Ruhunda engeller olan kişinin, yaşadığı olaylardaki çirkinlikler yerine, güzellikleri görmesi beklenemez. Gül yerine diken ya da kelebek yerine koza fark edilecektir çoğu zaman. Engelleri aşmış ve kendi içinde mutlak barışa ulaşmış kişiler ise, olayların daha olumlu yönlerini göreceklerdir.
"Aynı pencereden dışarı bakan iki adamdan biri sokaktaki çamuru, diğeri ise gökteki yıldızları görür" diyen Frederick Langbridge, hayatımızın kendi bakış açımızla doğru orantılı olduğunu çok iyi vurgular.
Yolumuzun sonundaki o BİR'lik ve BÜTÜN'lüğe şartlar ne kadar zor olursa olsun, kötümserliğe kaptırmadan ve yüreklerimizdeki umudu yitirmeden, ulaşabilmeliyiz... Ya da ulaşabilmenin yollarını bulmalıyız... Veya Yol'un, gerçek yolcularının, peşi sıra gitmeliyiz...
"Kötümser, yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür" (J. Harris).
Elbette, önümüzdeki ve elimizdeki hayata gerçekçi bakmak durumundayız. Çiçeği ve kelebeği fark etmek bizim elimizdedir yani...
Ruhumuzda yaralar ve şartlanmışlıklar varsa eğer veya ruhumuz hastalıklı ve dar kalıplı insanlar tarafından tıpkı günümüzdeki gibi etki altına alınıp yönetilmeye başlamışsa, yaşadığımız dünyayı biz de hastalıklı ve dar kalıplar içinde ve onların gözlerinden görmeye başlarız...
Bu durumu farkedip, bir an evvel kendimizi kurtarmalıyız...
Tutumumuz nasılsa, hayatımız da o anlamda yön değiştirir. Ya güzelleşir her şey ya da çirkinleşir. Bunu yapan biz oluruz daima. Sizler de görmüşsünüzdür muhakkak; hiçbir neden yokken vesvese, sinir yapan bazı insanlar... Olan her şeyde bir kusur bulurlar... Pürüz içeride mi, yoksa olaylarda mı acaba?
Oysa "Kusursuz dost olmaz!" diyor Mevlânâ; "Kusursuz hayat olmaz, kusur arayan önce kendine dönüp bakmalı!.."
Her şeyde bir kusur arayarak yaşarsak, hatayı arayan gözlerimizi çapak tutar. Bir süre sonra, yarım yamalak bakışlarımızla ne renklerin ayırdına varabilir ne de ışığı fark edebiliriz!..
Elbette "hayat detaylarda gizlidir" sözüne katılıyorum ama, bu detaylar da kusurlar üstüne kurulmamalı.
Her an karşınızdakine, "Şimdi ne hata yapacak?" gözüyle bakmamalıyız. Önümüze gelen her fırsatta, binbir sorun bulmamalıyız. İçinde bulunduğumuz anı sürekli kötülememeli ve memnuniyetsiz tavrımızı zaman zaman rafa kaldırmalıyız. Çünkü hayata nasıl bakıyorsak, o da öyle şekillenir.
Eğri bakıyorsak eğri, doğru bakıyorsak doğru... Ve bunu seçen sadece bizleriz. Dolayısıyla bazen aza kanaat getirmeli, bazen ufak sevinçleri abartmalı ve bazen de tüm durumlarda pozitif değerler aramalıyız. Tabii dışarıda iyi manzara istiyorsak.
Richard Wilkins'in de dediği gibi; "Pencerenizin camı kirliyse, (veya kirletilmişse) dışarı çıkıp manzarayı parlatmanız boşunadır".
İşte bu olumsuz durumdan ve olumsuz düşüncelerden bir an evvel kurtulmak ve sevdiklerimizi de kurtarmak için, içimizdeki o saf ve temiz SEVGİ enerjisine kendimizi döndürmeliyiz...
Çünkü, bizim tırtılın "dünyanın sonu" dediğine, görmesini bilen usta "kelebek" diyor, bunu asla unutmamalıyız...

Her daim "sevgi"de, "huzur"da ve "içsel mutluluk"ta kalabilmemiz umuduyla...

insan kaynaklarından EKREM ÖZTÜRK'e sevgilerimle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum yaz

Bu gadget'ta bir hata oluştu