10 Şubat 2014 Pazartesi

YERDE Kİ BAŞLANGIÇ...

farklılıkları algılayamayacak kadar kabukluydu düşünceleri... geçmişin tesiri miydi, yoksa yaradılışı mı böyle bilinmezdi.. o'nun için gördüğü taş ise taştı işte... şekli orjinalmiş, aman efendim rengi şöyleymiş, minicikmiş, güzelmiş, şekermiş gibi yorumlayamıyor o'na sadece ' taş işte ' gözüyle baktığı için, o taşta diğer güzellikleri görenleri de yargılıyordu.. güzelliklere bakıp mutlu olanlarla kavgalıydı içi...  onların hayatı tanımadığını iddia ediyor ,düzgünlüklerini veyahut mutlu hallerini ,için için kıskanıp ,çamur atarak küçük düşürme, bir cümleyle gözden çıkarma metotlarını seçiyordu.. aslında o'na hiçbirşey yapmayan kaderiyle, dövüş  içerisindeydi.. kendisiyle barışık olmadığını kabul edemediği gibi, yerinde sayan adımlarla, çok yol katettiğini sanıyor ,üstelik bunları ,diğerlerine anlatırken de inanmışlığını ,sesinin tonuna oturtuyor ve herkes bilmezmiş gibi ,diğerlerinin de inandığını sanıyordu.. biri aksi bir şey söylediğinde, hemen konuyu değiştirip, demogojilerle, dikkat dağıtıp ,üste çıktığını düşünüyor hep aynı tekrarlarla günlerini yitiriyordu...

kendi ruhunu besleyebilmek onun için ,kendinden daha kötü durumda olanları çevresine toplayıp,parası olduğu günlerde aşırı kovalak haller sergileyerek kendini 'abi' dedirtmekten öte gitmiyordu.. iç içe girmiş , ezik ve perişan duygularını, objektife sırıtarak gizliyor, ondan ala yaşayan yokmuş edasıyla, alt kültürlere ,kendince bir şeyleri teşhir ediyordu.. oysa onunla ilgilenen ,onu merak eden dahi yoktu.. gündem yaratıp dikkat çekmek,ilgilenilsin istemek, ne büyük bir boşluk ve travma olmalıydı.. ağır abiyi oynayan ,hafif ruhuyla,serkeş, ayyaş, çelişkili,sürekli bir şeyin gücüne sığınarak yiğit göstermeye çalıştığı ,kaypak hallerinde yalpalıyor,beyninin gürültüsünden, iç sesini dahi duyamıyor ve dinleyemiyordu...kendini hapsettiği döngüsünde dahi ,çıkış bulamadığında, herkesi suçluyor, en ilginci kendini yargılayamadığından, toz da konduramıyordu... kendisiyle yüzleşme ve karşılaşma korkusu,onu şirretliğe ,şiddete,illagel duygularla kazanç elde ettiğini sanmalara itiyordu.. samimiyet, sevgi duygularından yoksundu... beklentisiz sevmelere inanmıyor, herkesten, yontma ve medet umma fikriyle birşeyler talep ediyor, olmazsada kötü insan ilan ediyordu.. sevmeyi bilmemek ve sevilmemek...... ondaki virüsün adıydı... sevgi demek elde ki doneydi.. bir madde eline alırsa , kazanmış ve sevilmiş hissedebiliyordu kendini..... vermeksizin. öyle ki ruhunda ki açlık tekrar tekrar istetiyordu onu umarsızca ve bıktırıncaya değin... hep almalıydı..ilkinde, -şahane insan- ilan ettiği kişi, almaya devam edemediğinde tukaka kişi haline geliyordu. menfaatlerini ,kalın bencilliğini,kaba hallerle pekiştirdikce , insanlıktan çıkıp, bir hayvana dönüşüyordu...

içinin fırtınasında ,kanat açıp süzülülürken, bir kayaya çarptı birgün. yerde baygın yatarken,,ilk aklına gelenle, son aklına gelen arasında kaç gün geçtiğini bilemedi..gökyüzünü gördü... eskiden beri görüpte, yalnızım ,kimse anlamıyor ,herkes şöyle böyle diye sövdüğü günlerin tersine , maviliği gördü, bulutları..bulutların arkasından süzülen gün ışığını.. kuşları.. uuzzunn süre kalkamayacak olsa da... ilk defa şükretti o gün... bu bir başlangıçtı.. yerde ki başlangıç.....

HARİKA SAN

SEVGİLERİMLE...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum yaz

Bu gadget'ta bir hata oluştu