17 Aralık 2010 Cuma

AŞK İSTEMEDİĞİN ŞEYİN SANA YAPILMASI HALİDİR...








AŞK...rengi kırmızı... logosu kalp...yazdıran, çizdiren, isteten, içtiren,bağımlılık yapan, agrasivleştiren, bir o kadar da heyecanlandıran, hatta bu duyguyu yaşamaya başladığını hissedip adına da AŞK deyince; ömründe yapmadığın ve de yapmayacak olduğunu iddia ettiğin her türlü iyi ve de kötü davranışı, şuursuzca ve hatta fütursuzca sana yaptıran aslında korkunç bir duygu... şiddetli bir duygu..sevgi daha mülayim, daha şefkatli, daha hoşgörü barındıran ama aşk daha dik ve de daha kuvvetli hatta bütün dikkatini verdiğin, seni hasta yapabilecek kadar asalaklaştırdığı bile yaşanan, kimi zaman işinde sıçrama yaşatsa da, gidişatı kötü olduğunda, hayattan bıktıran, bütün hobilerini, insan ilişkilerini, başarma isteklerini, durup dururken yere bıraktırıp, yanından geçtiğin,küstüren de bir duygu..aşk senin rahatsızlığının adı....isteyipte yapadıklarının inadı..egonun seninle kavgası, iç sesini dilsizleştiren, seni de sağırlaştıran bir müptela hali...yaşa başa bakmadan, kendi kendini, sana rezil ettirecek kadar alaylı,kendine şaşırtacak kadar ayna,aslında seni sana döndüren, gösteren, şaşırtan da bir duygu...!!!

tamamı ile benceleri konuşuyorum elbette..aşkı telaffuz etmeye ve hissetmeye başladığın durumlar ise; sevgiyle sevdiğin sevgilinin, takribi 3 ve 7. aylar içerisinde ki bu çok normal bir bıkma ve artık eleştirisel konuşmalara geçme dönemidir..işte bu dönemde karşıdan gelen çatlak seslere ve terkedilme korkusuna ve kolay gidişlerini gördüğün sevgiliye hırçınlaşırken, onun daha çok üstüne düşme halidir..!!! ona sinirlenme, küs iken ayrı geçirilen süreçte onu takip etme, merak etme, mantığını ortadan kaldırıp, kendine söz geçiremeden ondan haber alma, bir takım şifreleri ele geçirip, neler yaptığına bakma halidir.....sana yapılmasını istemediğin şeyler, yapılmaya başlandığında ki karşı koyuşun, isyanın adıdır AŞK...

Kendini oyalayacak hiçbirşey bulamadığın zamanın adıdır, en sevdiklerini merak bile etmediğin, umursamaz hallerin adıdır aşk..iştahını kesen, keyifleri unutturan, isyanlara sokan...yüzünü iki avcunun arasına alıp derin derin düşündüğün gecelerin adıdır aşk...belki durduk yerde ihanet ettiren, vicdan muhakemelerinin kalanlı bölmesidir aşk....hep sevilenin adı kalır geriye....!!!!

NE ÇOK BİLİR,,, NE ANLATIRMIŞIM DEĞİL Mİ:))))))) BENCELERİN ADIDIR AŞK...!!!!!

SEVGİYLE KALIN

HARİKA SAN...

15 Aralık 2010 Çarşamba

TOPLAMA DUYGULARIN, DAĞINIK YAZILIŞLARI.....


İLİK

adı soğuk bile olsa,,iliğime kadar hissetiriyor ya,
seviyorum,donacağım
ve
dönmeyeceğim
hissettiğimdeyim.

ASLINDA
aslındalarımın içi boş..
neyi düşünsem aslında diye başlayan cevapsızım,
neyi düşünsem gerekli diye, gereksiz..
neyi düşünsem dolu dolu, hepsi boş
hele bir de üzerine,
sen gelirsen aklıma..
ol gitsin sarhoş....

DASS
yazayım diyorum;
sensizlik çıkıyor,
bağırayım diyorum;
sessizlik çıkıyor,
her merhabadan,
hoşÇAKAL çıkıyor,
yaban diyorsun,
yavan çıkıyor.....
her gidişinde karşıma,
kocaman bir SEN çıkıyor....

BAŞKASINDAN
gözlerin başkasından gelir,
dudakların başkasından..
ben bilmem mi seni bana gelirken..
geldim dersin, sevinemem bu yüzden..
dokunamam..
temas edecekse tenim sana
arada bir...
bilmeliyim...
nerden gelir??

BAK GÖR
inleyen nağmeler ruhumu sarmadı bu gece
ne inlediiimmm,
ne nağme yapasım var
bir görseydin;
kasvetin içinde, ne eğlenceler var..!

GİTTİM
bakma hiç, yokum oralarda,
rüzgar götürdü kokumu ,
yağmurlar ayak izimi...
kar'ı bekle, ihanet için
çek tütününden,
SENİNLE UĞRAŞAMAM ben....!!!

İSTEK
UZUN BİR UYKU GİBİ BU SEFER DÜŞÜNCELER..
MERHAMETSİZ İHANETLERİ, BERTARAF EDERCESİNE...,
RÜYAMDA Kİ SADAKATLER....!

BASİT SEN..!
kendine anlatabiliyorsan eğer, yaşamaya değer,
diyeceksin ki ; isteklerim bunlarmış meğer,
beni bulsan noluurrr, kaybetsen nolur??,
senin ki sıradan sevişmeler..!
dahiyane tezatlarım da var..,
kalıplaşmış rutinlerimde.
özel olursam eğer,sana emek vermeye değer..
sen gibi olmak zor... git sıradakine ver..!!!!

YÜZÜNDE GÖZÜN YOKSA...BENİ NASIL GÖRECEKSİN.!!!!


arada bir tek tek cümleler geliyor aklıma yazıyorum...bazen birini konu başlığı edinip, içini dolduruyorum...bazen sadece tek cümle olarak kalıyorlar sayfalarda..

***bakış açım yüzünden, gözgöze gelemiyorum uzun zamandır...

***aşkında piçi var, hüviyetlisinden isterim..

***düzen kaostur, alışkanlıklarsa yaşam...

***her kendimi kaybedişimde,başka bir ben doğuyor.

***kendime döndüm, evde yoktu..

***çok akılsız BAŞlar bilirim, ayakları nasır içinde...

***tüm müsadelerimi geri aldım...artık huzursuz edilen bir mutsuz değil,oldukça huzurlu bir mutsuzum.

***en çirkinle, en çirkini yaşamayı da yaptık...belki EN diye...

*** bugün normale döndüm, burnumdan soluyorum:)

***zennelik meslektir, kişilik değil..edinme...

***dişimi fırçalayıp, tükürünceye kadarsın..

***göz açıp kapayıncaya kadardı herşey, kapatmayı unutuk..

***delik başında boşuna dil dökmüşüm, bizim yılan çoktan kabuk değiştirmiş bile....

*** ben hiç güne gitmedim, güne katılmadım,düne katıldım, yarına toplandım..

***böl ama kalansız olsun....ben toplarım. çarpmayı sevmem; elim ağır benim..!

***beni hiçe saydığın her gece koyunları say..

***uzaklar güzeldir gitmek için..görmüş olursun.

***sapsız balta gibisin.

***elim lezzetlidir de, et ucuz et, olmuyor yahnisi..

***benim cadede hep aşk gezinir, ben seyrederim rüzgarını..

***ikimizde seçimimizi yaptık;sen benim istemediklerimi seçtin, bende seni sevmemeyi..

***sizde görünümlü, bizde O....

14 Aralık 2010 Salı

VARLIK SEVİŞTİRİR, YOKLUK DÖVÜŞTÜRÜR.....


duyar duymaz, doğruldum şöyle....konunun içine çok yakışmıştı bu cümle....bir de babaannemin lafı demez mi..!! bize 15 yıl bakan rahmetli hacı ninemin lafları geldi aklıma...bir ara anlamını değil de,,eskilerin osmanlı lafları edişlerini yad ettim..keşke şu an hayatta bir büyüğüm olsaydı da..dizinin dibinde ağzından çıkacak her cümleyi ezberleseydim diye geçti içimden...bu laf gecenin karanlığına karışmadan yazılmalıydı bir yerlere....döner dönmez notlarıma kaydettim elbette...

varlık....var olmak kapsama alanı o kadar geniş ki...varlık seviştirir!!! varlık..görmüşlüktür, yaşanmışlıktır, tecrübedir, duruştur,mücadeleden galip çıkmaktır, başarıdır, düşünce kalitesini geliştirir..hal böyle olunca muhabbet getirir, anlayış getirir, güç getirir, güven getirir..neşe getirir.. tabi ki seviştirir dediği bu olsa gerek!! o zengin yaşanmışlık, kişileri kaynaştırır, derin düşünce de hoşgörü vardır...merhametli bir sevgiyle iletişimi sağlar...Aile büyüğü iseniz, sizdeki bu çeşitlilik, diğer bireyleri bir arada tutar, saygıyı ve bütünlüğü, bağlılığı oluşturur diğerleriyle... varlığı para olarak algılarsak da değişen bir şey yok....ne kadar görgülü de olsak...parasızlıktan bir hediye alamayıp, eli boş gittiğimiz evde eziliriz...varlık yine seviştirir yani...eli kolu dolu gitmek demek..bu devirde ona para ayırmak demektir...karşındakinin yüzünde ki tebessüm bile senin alım gücünle sınırlıdır çünkü....içinden geçse de yapamamak yıpratır, eksiklendirir insanı...öyle değil mi??? aldığınız en ufak birşey, özenle verildiğinde, karşı taraf nasıl mutlanır...duygulanır..!! burada düşünceyi besleyen alımm gücü varlıksa..evet...yine seviştirir!! diğer taraftan ve en son aklıma gelen hicvedici şekliyle varlık...koca göbekli kodoman amcalardır...... paraları ve yapma güçleri vardır...çıtır genç kızlar bunlardan beslenmek adına sevişirler bu yaşlı ve keyfine düşkün amcalarla....yani VARLIK SEVİŞTİRİR:))))))

gelelim yokluk dövüştür kısmına....sanki bu konu da daha çok yazasım var...ama canımı sıkmak istemiyorum kaos, kavga, şiddet, artniyet, boş laflar, az beyinler..fakirliklerle...zira rahibe teresa gibiyim ve herşeyin en güzelini konuşmak, duymak, yazmak ve bundan beslenmek taraftarıyım....

yokluk işte......kendini ifade edememişlik, güçsüzlük, asalaklık...içinde yarattığı komplexle beden gücünü kullanmayı, hırpalamayı önerir beyine....ben laflarımla adam dövebilirim....laf söylemekte sanattır...bu yeteneğe sahip olmaktır... bunlar yokKEK:)))) ya kendilerinde var olmayan büyüklüklerini kullanamadıklarından laf taşıyarak ara bozarlar, moral bozarlar...insanları birbirine düşürür yani dövüştürürler.....lafları dövüştürürler, duyguları dövüştürürler....günün kötü geçmesine sebebiyettir yoklukları...sevgi çemberi oluşturamayacak kadar yokturlar...enerjileri negatiften yanadır.aptal kafaları iş üretemez, hinlik üretir.

para yokluğu da öyledir.gerçi görmüşün para yokluğu ile görmemişin yokluğu da kendi arasında ikiye ayrılır ama....genelde kişileri agresiv yapar...görmüş, görmemişe kızar...içinden geçmişi geçirerek onu adam hesabına koymaz, anlamaz bu diyerek...görmemişse görmüşe kızar...kıskanır onu ve ısırmaya çalışır bir yerden. YOKLUK DÖVÜŞTÜRÜR... kadın döven adamlarda yokturlar...!!! üstelik bir daha var olmamak adına yok olurlar kadında...kadına sahip çıkamayan yoklar döver, züğürt işidir dayak..beyin fukaralığıdır bu..ööfffff bu yoklar sıktı beni:)))))

varlığı bir dert, yokluğu yara denilen şeyin adıdır para....ama yinede beyin zenginliğini öneriyorum hepimize....düşünce zenginliğini, kalp zenginliğini, sevebilme zenginliğini....affedebilip..okkalı bir küfürle gönderebilme zenginliğini:))))))

VARLIK SEVİŞTİRİR.... YOKLUK DÖVÜŞTÜRÜR.....VARLIKLI GÜNLER TEMENNİSİYLE

SEVGİLERİMLE

HARİKA SAN....

5 Aralık 2010 Pazar

iç sesim İÇRİKA.....sen gidersen, ben olmam...SAKIN TERKETME BENİİ.....


Gitgide kafası karışıyordu.....anı yaşamaksa eğer,,, hele hele yoklukta.. ve de az ile yetinerek....nesi yanlıştı bunun??? O bilmiyor muydu sanki daha güzel yerlerde, daha kaliteli, daha onurlu, daha düzenli kişilerle olması gerektiğini??????? O bilmiyor muydu evet eksik, evet yakışıksız, evet az, birazda yavşak..olunduğunu...garip ikilemlerde olduğunu...eskiyen ya da kaybedilen varlıklılığı nasıl açıklayabilirdi??

insan sevgisi aşılanarak büyütülmüş, hor görmeme duygusu aşılanmış, yüze vurulmaması gerekliliği öğretilmiş,mütevazilikle yoğrulmuş...üzerine giydirilen tüm misyonları taşırken yorulmuş,,dirayetten taviz vermezken çok çokta yorulmuş,adından bıkmışken,,,,,altına imza atması gerekliliğini...!!

seçili yalnızlığını yaşarken ve yine yaşarken.....yaşadıkça çoğalan yanlış varlıklar edindiğini...o bilmiyor muydu...doğruyu düşünmekkkkk düşünmek....düşüne düşüne bulmaya çalışırken, bir bu kadar daha yalnızlaşmak...bilgin değildi ki mağaraya kapansın yıllarca....

tanrııımmmm diyerek silkelendi..tanrım...yaratan, duyan, gören, bilen tanrım... durup durup sınama beni....ekmeğe aç kalınca çalmadım, paraya aç kalınca istemedim... ama sevgiye aç bırakırsan naparım bilemedim??? daha ne kadar sevgi vereyim deme bana.!!! eş, dost, ahpab sevgisi ayrı..binlerce kere teşekkür...beni bana edindirdiğin, düşündürdüğün, yargılattığın için bile teşşekkür... bana gösterilen itibar, saygı, inançtan yana şikayetim yyookkkkkk..saolasınn..evet sağlıklıyım...evet sevdiklerim sağ...üstelik onlarda sağlıklı ve akıllı..hiçbiri bana külfet değil!!! ZEVK kelimesi ne kadar muhteşem...zevkliyim..hem de zevk almayı bilenlerdenim..yakıştırmak ayrı bir mevhum...çok şey verdin biliyorum...aç açık değilsemde....çok tok da sayılmam.. ama ne ağzım kokar ne dilenirim...hani anlıyor musun evde ki kürdan da bitti....napmalıyımmm??? diye haykırdı..

iç sesi çok suskundu bu aralar, küsmüş gibi...çoğu zaman hiç dinlemedi onu çünkü..ne yapalım yani diyerek onu da küstürmüştü. O da sustu nihayetinde....son da olmak başlangıç getirir, böyle düşündüğüne bile mutluydu...ortada olmaktan iyidir...yol az kaldı nitekim...kendi kendine, bokunla oynamak gibi bile olsa...

fırsatlar onu yaratırken.....bir fırsat yaratma düşüncesine, savaşırcasına hazırlanmak yorucuydu...beklese uzzuunnnnn, elindekileri değerlendirse yanlış... sabretse zaman kaybı, acele etse itibar kaybı....tam medcezir...tam boşluk..karanlık olmasa bile loşluktu işte.....

kararsızlıklar yorucu, hamleler yanlış, istekler yersiz.....o aceleci, zaman aheste..o heyecanlı, hayat vasat.., o neşeli, insanlar kasvetli.., düşünme senesi olsun bari diyerek susturdu kendini....!! birden... içinden yine ses geldi...'BARIŞ BENİMLE.....' duydu...sustu...sevindi...önce tıkandı,,, sonra derin bir nefes aldı...onu yeniden duyduğuna sevinerek.

sık sık kavgada etseler, nadiren sevişselerde, vazgeçemezlerdi birbirlerinden..çünkü hiç yalan konuşmamışlardı bunca sene... belki de hep doğruyu söylediğinden çok kızmıştı bu sefer...haksızlığı kabul etmeye arlanıp....iç sesine...aahhh içRİKA...lütfen sen bari yalnız bırakma beni dedi.... bir daha seni duymazsam ne olayım....zaman geçireyim derken zaman kaybettim sensiz..sövsemde gitme emi???? SEN TERKETME BENİ.......lütfen:(
Bu gadget'ta bir hata oluştu